Z KUŞAĞI ÇAĞIN İLERİSİNDE! PEKİ BİZİM EĞİTİMİMİZ BU KUŞAĞIN NERESİNDE?

Sosyal bilimcileri farklı isimlerle tarif ettikleri, kültürel özellikleri açısından birbirinden farklılaşan sekiz kuşaktan bahsedilmekte. Bu yazıda ağırlıklı olarak Z kuşağı olarak tanımlanan kuşaktan ve kısaca X ve Y kuşağından bahsedeceğiz.

X kuşağı: 1969-1979 yılları arası doğanlar.
Y kuşağı: 1980-1995 yılları arası doğanlar.
Z kuşağı: 1996’dan sonra doğanlar.

X Kuşağı, merdaneli çamaşır makinesi ile tanışan, transistörlü radyolar, kasetçalarlara ve pikaplara tanıklık eden nesil. Bu kuşak kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığa önem veren bir kuşak olarak tanımlanıyor.  İş yaşamlarında çalışma saatlerine uyumlu olup iş motivasyonları yüksektir.

Y Kuşağı, bilgisayar ve cep telefonu hayatlarının büyük bir kısmını kaplıyor. Daha az çalışıp daha fazla kazanmak istiyorlar. Esnek çalışma saatleri onlar için önemli. İş- özel hayat dengesi onlar için önemli.  Takım çalışmasına yatkınlar. Otoriteyi rahatlıkla sorgulama eğilimindeler. Eğlenceyi ve kazanmayı çok seviyorlar. Eş zamanlı olarak birkaç işi aynı anda yapabiliyorlar. Geri bildirim, onaylanma ve övgü onlar için çok önemli.

Z kuşağı, “Dijital doğanlar” ise diğer jenerasyonlardan tamamen farklı bir kuşak. Anlamlı ve özgün deneyimler peşindeler. Z kuşağı kendilerinden önceki kuşaklardan oldukça bağımsızlar. Bir şeyi anlamak için birbirleri ile etkileşim halindeler, kendi kararlarını kendileri veriyorlar. Sürekli öğrenme peşindeler. Onlar için “Teknoloji her zaman her yerde”.

Araştırmalar üniversite eğitimine, her kuşağın bir öncekinden daha fazla önem verdiğini gösteriyor, z kuşağı içinde bu böyle. Onlar için üniversite eğitimi iyi bir işe giden yol.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bugünün öğrencileri pasif öğrenen olmayı reddediyorlar. Bu çocuklar basit şekilde sınıfta oturup not alıp, aldıkları notları daha sonra sınavlarda ezberlemeyle ilgilenemiyorlar. Onun yerine öğrenme sürecinin aktif bir parçası olmak istiyorlar. Okul dışında diğer kişilerle de dijital araçları kullanarak öğrenme konusunda da oldukça rahatlar.

İnternet olgusu,  onları oldukça bağımsız, öz güvenli ve araştırma konusunda rahat kişiler haline getiriyor. Aynı zamanda online öğrenme platformları sayesinde kendi kendilerini eğitebiliyorlar. Bu sayede kendi kararlarını rahatlıkla verebiliyorlar, ki bu onları onay bekleyen, danışmanlığa önem veren Y kuşağından ayıran bir özellik.

Kariyer seçimleri konusunda da yine Y kuşağından farklılıklar gösteriyor. Y kuşağı daha sağlık alanı ile ilgili alanlara yönelirken, Z kuşağı daha çok bilgisayar bilimleri, video oyunu geliştirme gibi teknoloji alanlarına yönelmiş durumdalar.

Arada böyle bir uçurum varken, Türkiye’de hala ağırlıklı olarak sınıflarda klasik şekilde ders kitapları ile, anlatım tekniği ile eğitim aynı şekilde devam ediyor. Hala çocuklardan sessizce öğretmeni dinlemesi, 40dk oturması, verilen ödevleri ikiletmeden yapması bekleniyor. Doğuştan dijital olan bu çocukların beyinleri ise farklı öğreniyor. Online ortamda çocuklar çok fazla duyusal uyarıma maruz kalıyor ve her şeyi deneyimleyerek öğreniyor.

Durum böyleyken yeni kuşak ile köprü oluşturmak için, öğretmenlerin Z kuşağı öğrencilerinin dünyasını anlamaları yeterli değil, aynı zamanda yetiştirilme tarzlarından kaynaklı kendi ön yargılarının da farkına varmalılar Şu anda ne kadar teknolojik okur yazar olduğumuz önemli değil,  X kuşağının çocukken Z kuşağı ile karşılaştırıldığında teknolojiden mahrum olduğunu hatırlaması gerekir.

Ken Robinson’un dediği gibi, bu yeni dünyada başarılı olacak  çalışanları geliştirmek için okullar, yaratıcılığı, içsel motivasyon ve esnekliği teşvik etmeli. Bu nedenle öğretmenler, bu “dijital doğan” öğrencilere öğretirken kendi zamanlarındaki ekonomik koşullar için hazırlamış eğitim sistemlerinden daha farklı öğretmeliler.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir