Yeni Hastalıklarımız: İnternet Bağımlılığı ve Hikikomori

Gelişim dönemi ihtiyaçları gözetilmeksizin, çocukların gelecek planlarında önemli eşiklerden sayılabilecek sınavlar; gazete ve televizyonlarda manşetlerden düşmeyen çocuk kaçırma, istismar vb. haberlerdeki artışlar, akademik başarı odaklı eğitim sistemleri giderek çocukları daha da yalnızlaştırmakta, odalarında, etüt merkezlerinde sadece ders çalışmak üzere kurulmuş çocuklar haline getirmekte. Bunun sonucu olarak da sokakta ya da okul dışında oyun oynayan çocukların yerini odasında, sınavlara hazırlanan çocuklar almaya başlamaktadır. Bu durumla bağlantılı olarak aileler,  “yeter ki ders çalışsın” bakış açısı ile çocukların en temel sorumluluklarını bile üstlenmeye başlayarak, çocuklarda sorumluluk bilinci gelişmesini ya da özgüven gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedirler.

Böylesi bir bakış açısı ile yetişen çocuklar, ergenlik dönemi ile birlikte, zamanlarının büyük bir kısmını internet ortamında geçirmeye başlıyor. Gerçek arkadaşlıkların yerini, sanal arkadaşlıklar alıyor. Çünkü gerçek hayatta ilişkilerde ortaya çıkacak problem durumları belirli iletişim becerilerini kullanmayı gerektiriyorken, sanal medya ortamında bir tuşla, kişiyi listenizden çıkararak çözümlenebilmekte. Buna ek olarak, sanal ortamların renkli dünyası, fotoğraflarınız üzerinde oynamalar yaparak, olmak istediğiniz yüzlere ya da olmak istediğiniz kimliklere rahatlıkla bürünebilmenize izin veriyor. Başta gençler olmak üzere bireylerin,  yedikleri yemekler, giydikleri kıyafetler, akıllarından geçen anlık düşünceler, gün içerisinde yapmayı planladıkları eylemlere kadar, her şeyin paylaşıldığı yeni bir dünyaları oluşuyor. Bir süre sonra da gerçek hayatla sanal dünya arasında kocaman bir uçurum açılıyor.

Sanal dünyada oynanan oyunlar, sosyal medya hesapları aracılığıyla kurulan arkadaşlıklar vb. bir sürü uygulama ile karşımıza klavye ile yönetebileceğimiz çok kolay bir ortam sunuyor. Dolayısıyla bu durum, yaşam becerileri yeterince gelişmemiş gençler için cazip bir tercih halini alıyor.  Eve geldiklerinde yemek yeyip (bazen onu bile odasında yiyen), odasına çekilerek ertesi güne kadar tüm vaktini odasında, tek başına geçiren gençler olmaya başlıyorlar. Bu durum ergen aileleri arasında iletişimi minimuma indirgeyerek, aile içi yabacılaşmayı ve iletişim sorunlarını artırmaya başlıyor.

Japonya’da bu durum psikiyatr Tamaki Saito tarafından “Hikikomori” adında psikiyatrik bir hastalık olarak adlandırılmıştır. Hikikomori, kelime anlamı, “içeri çekilme, hapsedilmiş olma” olan Japonca bir kelimedir. Münzevi, yetişkin ve ergen bireylerin toplumsal yaşamdan çekilmeleri ve sıklıkla aşırı seviyelerde kendilerini izole etmeleri olayını anlatır. Bu bireyler yaşamdan elini ayağını çekip temel ihtiyaçlar dışındaki tüm zamanını odasının içinde geçirirler.

Hikikomori’nin nedenleri nelerdir?

Nedenleri halen araştırılmaya devam edilmekle birlikte; yukarıda ifade edilenlere ek olarak aşırı ulusal emeller yüklenmiş, “sen çalışıp başarılı olacaksın ki, ülken, milletin ilerleyecek” duygusu, yüklü katı eğitim sistemi ve beraberinde getirdiği sınav yapısı, gençlerde baskıya karşı koyamama, topluma karşı görevini ifa edememe duygusu ve içe kapanmayı tetiklemekte. Bunun sonucu olarak gençler sanal ortama yönelmekte. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumları bu hastalığı pekiştiren nedenler arasında sayılmakta.

Hikikomori’nin belirtileri nelerdir?

  • Bir kişinin Hikikomori olduğunu söyleyebilmek için o kişinin kendisini en az 6 ay süreyle dış dünyadan izole etmiş olması,
  • Bilgisayar, internet düşkünlüğü ya da bağımlılığı,
  • Okul terki,
  • Kişinin temel ihtiyaçları dışında bütün hayatını odasında geçirmesi belirtilerden sayılabilir.

Küçük bir not; hikikomori, uluslararası psikiyatrik tanı kriterlerinde henüz yer almamıştır. Yani ülkemizde doktorunuz size veya çocuğunuza “Hikikomori hastasısınız” demeyecektir. Ama küresel olarak gittikçe yaygınlaşan bu belirtilere karşı dikkatli olmak ve önlem almak önem taşımaktadır.

Aileler Öneriler

  • 13-14 yaşlarında başlayan hikikomoride, önergenlikte olan çocuklar, odalarında ders çalışıyor diye düşünülmemeli, teknolojik araçların kontrol altında kullanılmasına izin verilmelidir. Bunun yanında çocukların derslerde aşırıya kaçmamaları, günün planlı kullanımı da önemlidir.
  • Bilgisayarlar, ortak kullanım alanında, örneğin salonda kullanılmalı, aileler kendilerini teknolojik alanda geliştirmeye önem vermeli ki takip edebilsinler; çocuklar, odalarında ders çalışırken, tamamen kontrolsüz bırakılmamalı, mümkünse oda kapısı kapatılmamalı, çocuğun odasına zaman zaman girerek, aileden kopuk bir durum yaratılmamalıdır.
  • Gence kendini iyi ifade edebilecek ortam her zaman için sağlanmış olmalıdır. Çocuk ve gençler, sosyal ilişkilere yönlendirilmeli, açık hava oyunlarına ve arkadaşlık ilişkilerine ortam hazırlanmalıdır.
  • Bilgisayar ve internet, oyun ağırlıklı değil; gerçek ihtiyaca yönelik olarak kullanılmalıdır.
  • Anne baba olarak gençlere örnek olunmalı.
  • Aileler, olabildiğince sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinde bir arada olmalı, aile bireyleri günü, konuşarak değerlendirebilmelidir. Herkes günü nasıl geçirdiğini anlatabilmelidir. Çocuk ve gençler daha çok dinlenmelidir.

Gençlere Öneriler

  • Unutmayın zararlı olan internet kullanımı değildir, “İnternetin dikkatsiz kullanımıdır”.
  • Sosyal medyayı kullanırken güvenlik ayarlarına göz atmayı unutmayın.
  • Sosyal medya hesaplarınızda ev, okul, telefon vb. özel bilgilerinizi paylaşmayın.
  • Tanımadığınız kişilerin arkadaşlık davetlerini kabul etmeyin.
  • Sanal suçlar hakkında daha çok okuyun.
  • Sanal alemde yarattığınız dünyanın gerçek olmadığını aklınızdan çıkarmayın.
  • İnternet bağımlısı olduğunuzu düşünüyorsanız lütfen bir uzmandan destek alın.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir