Ödül ve Ceza: Çocuk Yetiştirirken Doğru Bilinen Yanlışlar

Son yıllarda çocuk ruh sağlığı, dolayısıyla eğitim alanında çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Dünyada eğitimin ne kadar önemli olduğu fark edildi ve bu konuda onlarca farklı yaklaşım / program hayata geçirildi. Ülkemizde ise eğitim sistemimiz (tabi bazı okullar veya eğitimciler hariç) çocuk eğitimini büyük oranda artık çağ dışı kalmış bir bakış açısı üzerine; ödül ve ceza sistemi üzerine temellendiriyor. Aslında bu yaklaşım, psikolojinin bilime en çok yaklaştığı konuları sırtlanan “Davranışçı” bakış açısının eseri. Detaya girmeyeceğim, ancak araştırmak isteyen olursa; köpeklerle yaptığı deneylerle meşhur, klasik koşullanmanın kaşifi Pavlov ve güvercinlerle yaptığı çalışmalarla edimsel koşullanmanın ilkelerini bulan Skinner bu yaklaşımın önemli isimlerindendir. Davranışçı akımın öncüleri, psikoloji bilimine gerçekten büyük katkılarda bulunmuştur. Ancak insan doğasının karmaşıklığı söz konusu olduğunda artık biraz daha farklı bakış açılarına ihtiyaç duyuyoruz. Eğer güvercinlerinize takla atmayı veya köpeğinize koltuklarınızın yastıkları parçalamamasını öğretmek istiyorsanız davranışçı yaklaşım hala işe yarayacaktır.

cezaTekrar ödül ve ceza sistemine gelirsek; bu sistem çocukları, dışarıdan kontrol edilmeye ihtiyacı olan, bağımlı ve yüzeysel kişilikler haline getirebilmektedir. Biraz örneklememiz gerekirse; çocuğun davranışlarını sürekli olarak ödüllere bağlarsanız, zamanla ödül, kişisel gelişim veya öğrenmenin önüne geçecek, çocuk sadece ödül için hareket eden, karşılıksız bir şey yapmayan bir birey haline gelecektir. Cezada ise korkuya dayalı bir yol izlediğiniz için, cezalandırıcı gücün ortamda bulunmadığı durumlarda bireyin çekincesi kalmayacağından, olumsuz davranışlara çok kolaylıkla yönelebilecektir. Araç sürerken, neden kamera varsa kırmızı ışıkta beklediğimizi, kamera yoksa geçtiğimizi şimdi daha iyi anlamışsınızdır. Bu örnekler ilk bakışta akla gelenlerden olup, daha detaylı düşünüldüğünde burada yazamayacağım kadar sayısız zararı ortaya çıkmaktadır.

Peki çocuğumuzu nasıl yetiştireceğiz?

İlk yapılacak şey çocuğumuzu “terbiye” edilmesi gereken bir canlı gibi görmekten vazgeçip, gereken saygıyı ve ilgiyi göstermeniz gerekiyor. Çocuğunuza asla bağırmayın, aşağılamayın, diğer aile bireyleri ve öğretmenleri de dahil kimsenin bunu yapamayacağını öğretin. O’na karşı dürüst olun, haklarına ve mahremiyetine saygı gösterin.

Onlara, yaşlarına uygun sorumluklar vererek özgüven ve özsaygılarının gelişmesine izin verin. Yaptıkları hatalar veya yerine getirmedikleri sorumlulukların sonuçlarıyla yüzleşmelerine fırsat verin. Bu şekilde ortaya çıkan sorunları çözmelerine destek olun. Örneğin çocuğunuz bir arkadaşına zarar verdiğinde azarlamak yerine, arkadaşının ne hissettiğini anlamasını sağlayarak empati yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunun. Kardeşinin eşyasına kasıtlı olarak zarar verdiğinde, bu eşyayı kendi harçlığıyla alıp yerine koyması gerektiğini öğrensin. Kirlenen formasını yere attığında cezalandırmayın, söylenmeyin, alıp yıkamayın. Sonraki maçına çamurlu forma ile gitmenin sıkıntısını yaşamasına izin verin. Bunu istemiyor ise formasını nasıl yıkayacağını ve kurutacağını gösterin.

Unutmayın, çocuklar sizin birer aynanız, eğer onlarda bir problem fark ediyorsanız öncelikle bakmanız gereken kendi davranışlarınızdır. Bu konuda anne-baba olarak eksik ve hatalarımızı fark etmemiz, kendimizi geliştirmemiz önündeki engelleri kaldıracaktır.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir