Mary and Max: Asperger Sendromuna Duygusal Bir Bakış

Mary and Max stopmotion tekniği ile çekilmiş bir animasyon. Genelde bu teknikle çekilmiş animasyonları sevdiğim ve bu kadar emek verilmiş bir çalışma kötü olamaz diye düşündüğüm için kaçırmadan izlerim. Konuları sabun köpüğü olsa da görsel açıdan doyurucu oluyorlar. Ancak Mary and Max sadece görsel açıdan değil konusu ile de çok ama çok başarılı bir film. Hatta şimdiye kadar çekilmiş  en başarılı stopmotion animasyon diyebilirim.

Konusuna gelirsek; Amerika’da yalnız başına yaşayan asperger sendromlu bir adamla Avustralya’da yaşayan küçük bir kızın, tesadüfen gerçekleşen mektup arkadaşlığı üzerine kurulu. Uzun dönem otizm ve asperger sendromlu kişiler ile çalıştığımdan en azından asperger sendromunu çok başarılı bir şekilde anlattığını söyleyebilirim.

Asperger sendromlu bireyin rutine bağlı yaşamı, soyut kavramları anlamadaki yetersizliği, sosyal olmaya istekli ancak bunu nasıl yapacağını bilemeyen hali, hayatını düzene koymak için aldığı profesyonel yardımlar çok güzel aktarılmış. Max’in dünyaya olan basit ve somut bakışı çoğu zaman tebessüm ettiriyor ama zaman zaman da yaşadığımız karmaşa içinde çevremize karşı ne kadar duyarsız olduğumuzu ve ne kadar mantıksız davrandığımızı yüzümüze vuruyor.

Film diğer taraftan da küçük bir çocuğun (Mary) hayata bakışı, çevresini nasıl algıladığı, sorunlarıyla nasıl baş etmeye çalıştığı konusunda da güzel ipuçları veriyor. Bu açılardan bakıldığında, bir uzman desteğiyle ve biraz dikkatlice olmak kaydıyla, asperger sendromlu çocukları olan ailelerin eğitiminde, farklılığa saygı kültürünün geliştirilmesi amacıyla (çocuk ve ergenlerde) eğitim kurumlarında kullanılabilir.

Stopmotion tekniğinin zorluğu, karakterlerin ve mekanların oluşturulmasındaki yaratıcılık ve konunun işlenişindeki titizlik göz önüne alındığında, bu filmi rahatlıkla kendi kategorisinde bir başyapıt olarak nitelendirilebilir.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir