Korkularınızı Dikkatli Seçin!

korkuTED konuşmalarını internetle haşır neşir olan herkes bilir. Benim en çok sevdiğim ve hayranı olduğum oluşumdur. Dünyanın çeşitli ülkelerinden işlerinde uzman insanlar bilimden sanata çok farklı alanlarda kısa konuşmalar yaparlar. Gerçekten ufuk açıcı, ilham verici bir site ve insanlık için çok değerli bir bilgi birikimi. Yetkim olsa liselerin ders programlarına haftada 2 saatlik TED konuşmaları eklerdim. Öğrenciler izler ve sonrasında konu ile ilgili tartışırlardı. Tabi konuşmak ve tartışmak düşünmeyi de gerektirdiği için bizim çok istemediğimiz bir şey olurdu bu.

Lafı uzatmadan konuya geçeyim. Bu konuşmaları düzenli olarak takip ediyorum ve çoğu zaman mesleğimle ilgili konulara da rastlıyorum. Hatta ilgisiz gibi gelen konuları da mesleğime yontmaya başladım. Bundan sonra sevdiğim bazı konuşmaları burada paylaşmaya karar verdim.

Paylaşmak istediğim ilk konuşma bir gazeteci ve yazar olan Karen Thompson Walker’a ait. Kendisi korkularımızla ilgili güzel bir nokta yakalamış. Konunun çıkış noktası yaşanmış bir olay; 1800’lerin başında okyanusun ortasında batan bir gemi. Bu gemiden kurtulan bir grup denizci, filikaları ve sınırlı yiyecek-içecekleriyle okyanusun ortasında kalıyorlar. Kurtulmak için iki seçenekleri var. Birincisi yakınlarda bulunan ve rahatlıkla ulaşabilecekleri bir ada. Ancak bu adada yamyamlar olduğu söylentisi var. Denizciler yamyamlardan o kadar korkuyorlar ki çok daha uzun ve riskli bir yolu göze alarak, ikinci seçenek olan Güney Afrika sahillerine gitmeye karar veriyorlar. Tabi bu yanlış seçimden dolayı denizcilerin yarıdan fazlası açlık ve susuzluk nedeniyle hayatını kaybediyor.

Aslında biraz dikkatli düşünürsek çevremiz buna benzer yanlış kararlarla dolu. Örneğin, bazı insanlar düşme korkusu nedeniyle uçağa binmeyip, bu yolu çok daha uzun ve tehlikeli olan karayolları ile yapıyorlar. Ameliyattan korktukları için sağlıklarının geri dönülemez bir aşamaya kadar bozulmasına seyirci kalıyorlar. Mesleğimle ilgili konuşursam, birçok anne baba görüyorum, çocuklarının ileride iyi bir meslek sahibi olamayıp mutsuz olacakları korkusuyla o kadar çok baskı yapıyorlar ki, çocuk zaten mutsuz bir yaşamın ilk adımlarını ailesi içerisinde atmış oluyor. Korktukları şeye çok daha erken dönemde kendileri neden oluyor. Çocuğumuzun kötü alışkanlıklar kazanmasından o kadar korkuyoruz ki kısıtlama ve denetlemelerle çocuğumuzu bu alışkanlıkların kucağına bazen kendimiz itiyoruz.

Çocuklarına iyi bir yaşam sunmak gerekçesiyle uzun ve bitmez çalışma saatleri dolduran ve toplantılar peşinde koşan ebeveynler, çocuklarının anne babaları ile mutlu olacaklarını unutuveriyor. Sonuç olarak korkularımızı çok iyi seçmemiz gerekli diyor ve sizi video ile baş başa bırakıyorum, izleyin…

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir