ÇOCUKLARINIZ VE ONLARIN SORUNLARI ARASINDA DURMAYIN

Klinikte görüşmelerimi saati ve süresi açısından mümkün olduğunca düzenli tutmaya çalışıyorum. Hem danışanlarıma ayıracağım vaktin yeterli olabilmesi hem de onların uzun süre koridorlarda beklemesinin önüne geçilebilmesi açısından. Sağ olsun danışanlarım da, genellikle “ne olur, ne olmaz” diyerek görüşmeye 15-20 dakika erken gelirler.

Yine böyle bir gün, görüşmem erken bitmiş, bir sonraki görüşmeye de 15 dakika kalmıştı. Ben de bu süreyi fırsat bilerek önceki danışanlarıma ait notları düzenlemeye başlamıştım. Bu sırada koridorda sonraki randevu için gelen 13-14 yaşlarındaki danışanım ve annesinin seslerini duymaya başladım. Notlarımı tutmaya devam ederken anne ve çocuğunun konuşmalarına kulak misafiri oldum.

Ergen danışanım annesine odanın boşaldığını ve girebileceklerini, annesi ise randevu saatlerine daha 15 dakika olduğunu ve beklemeleri gerektiğini söyledi. Bunun üzerine oğlu öfkeyle, “ne olur sanki erken girsek, oda boş” diyerek daha yüksek sesle söylenmeye başladı. Anne ise, “psikologun içeride işi olabilir, zamanı gelince bizi çağıracak, saatimize uyalım” şeklinde durumu idare etmeye çalıştı. Tartışma giderek hararetlendi ve sesler gerginleşmeye başladı. Sonuç itibariyle anne ve oğlu, randevu zamanları geldiğinde, karşıma oldukça gergin bir şekilde çıktılar.

Buradaki Sorunu Nedir?

Bir çocuğun kişiliğinin oluşumunda çok önemli noktalardan birisi de sorumluluk duygusudur. Tabii bu da çocuğa sadece “sorumluluk veriyorum” diyerek olmaz. Çocuğa bir sorumluluk vermek, bununla ilgili bazı sıkıntılarla mücadele etmesine izin vermek ve sonucunda bir geri bildiğim almasını sağlamak gereklidir. Yani çocuk bu sorumluluğu yerine getirdiğinde veya getirmediğinde bazı sonuçlar (iyi veya kötü) yaşamalıdır.

Gelelim örneğimize, bu durumda anne neler yapabilirdi? Yazımın başlığındaki gibi çocuğu ve O’nun sorununun (yani ben) arasından çıkarak, bu olayla ilgili sonuçları yaşamasına izin vermeliydi. Şöyle ki; benim adıma mazeretler üretmek yerine “tamam çocuğum, eğer şimdi odaya girmek istiyorsan gidip girebilirsin” diyebilirdi. Bunun üzerine çocuğun iki seçeneği ortaya çıkıyor; ya gelip odamın kapısını tıklayacak ve benim cevabıma göre davranacak, ya da sormaktan vazgeçip susacaktı. Anne, çocuğuna odaya neden girmemesi gerektiği konusunda mazeretler (çocuk bunları zaten biliyor) üreterek, çocuğun can sıkıntısı sonucu ortaya çıkan öfkesini kendi üzerine çekmişti. Oysa ki aradan çekilip sorunu ile yüzleşmesine fırsat verseydi bu gerginliği yaşamayacaktı.

Uzun lafın kısası, zaman zaman aradan çıkıp biraz kendinizle ilgilenin, çocuğunuz en doğru çözümü kendisi bulacaktır.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir