Bir Film Üzerinden Ebeveyn Tutumları: Breakfast Club

breakfastclubBugün üzerinde biraz konuşacağım film 1985 yapımı, oldukça eski sayılabilecek bir film, Breakfast Club. Yolun yarısını geçmiş olanların hatırlayabileceği, telefonun, bilgisayarın olmadığı bir dönemden. Senaryo yazarı ve yönetmen John Hughes.

İlk izlediğim zamanlar olan ortaokul yıllarımda, gerek konusu gerek müzikleriyle beni çok etkilemişti ve sonraki yıllarda da denk geldikçe hiç kaçırmadım. İlk izlediğimden beri yaklaşık 28 yıl, gösterime girmesinden 30 yıl geçmiş olmasına rağmen hala keyifle hatırladığım bir filmdir.

30 yıllık filmi neden ortaya çıkarttın derseniz; uzun süredir çocuk-ergen ve aileleri ile çalışıyorum. Filmde izlediğim ebeveynler ve çocuklarını şimdi de yardım almaya gelen aileler içerisinde aynen görebiliyorum. Geçen 30 yıl içerisinde aile-çocuk sorunları hep aynı kalmışlar. Bu, sorunun çocuklarda değil de ebeveynlerde olduğunun bir göstergesi aslında.

Filmin konusuna gelirsek; film, disiplin cezası alarak haftasonu okula gelmek zorunda olan beş lise öğrencisinin birbirleri ile olan etkileşimleri üzerinden ilerliyor. Filmin çok büyük bir kısmı okulun kütüphanesinde geçiyor. Ben tek mekanda geçen filmleri çok seviyorum, çünkü bu sınırlılıkla kendisini size izletebilmesi için çok sağlam bir konusu olduğu anlamına geliyor. Zaten senaryonun başarısının en büyük göstergesi, internette basit bir araştırmayla film üzerinde yazılmış yüzlerce yazıya, diyaloglarından alıntılara ve kısa sahnelere rastlayabilmeniz. Dönemin meşhur grubu Simple Minds’ın “don’t you forget about me” isimli şarkısı da bu filmle özleşleşmiş, başarısına büyük katkı sağlamıştır.

breakfastclub2

Film akışında, bir psikolog olarak önemli bulduğum noktalarından birisi de, filmin girişindeki 5 dakikalık bölüm olan, ailelerin çocuklarını okula bırakma sahneleri. Bu kısa süre içinde aile tutumları ile ilgili kritik diyaloglar/sahneler sunuluyor. Gençlerin davranışlarının yorumlanması açısından bu sahnelerin filme önemli katkıları olmuş. Birbirinden farklı beş gencin kişiliklerinin oluşumunda ailelerinin etkilerini bu kısa bölümde görebilirsiniz.

breakfastclub3Konuya devam edersek; beş genç, cezaya kaldıkları süre içerisinde, öğretmenlerinin isteği olarak “kim olduğunuzu düşünüyorsunuz?” konulu bir kompozisyon yazmak zorundadırlar. Bu süreçte birbirleri ile olan çatışmalar, çözümlemeler ve kendilerini açma davranışları filmin ana konusunu oluşturuyor. Film, gençlere takılan etiketler ve bunun sonuçları üzerinden ilerliyor. Zaman zaman öğretmenin kendi mesleğini sorgulayan bölümler de unutulmamış. Dönemi itibariyle sorunların işlenişi açısından oldukça cesur, dolaysız ve samimi. Tamamen farklı insanların bile şartlar sağlanırsa birbirlerini anlayabileceğini gösteren güzel bir mesaj veriyor. Ancak ertesi günün böyle olacağının garantisini vermeyen bir gerçekçilikle de bitiyor.

Diyaloglar üzerine kurulu olduğundan terapi sürecinde sinemayı kullanan uzmanlar için yüklüce malzeme içeriyor. Anne-baba tutumlarının ne tür sorunlara yol açabileceği somut olarak gözler önüne seren beş ayrı örnek oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Ergenlik döneminde ergen-aile sorunları çözümünde çok verimli bir biçimde kullanılabilir. İzleyen herkesin kendisi ile ilgili bi’şeyler bulabileceğine de eminim.

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir