AİLE BÜTÇESİ VE ÇOCUKLAR

Geçenlerde okuduğum bir gazete haberine göre, ülkemizde kişi başına düşen kredi borcu 15.857 tl, kredi kartı borcu ise 3.420 tl olmuş. Hayatımızı sürdürmek için zorunlu olan harcamalara bir şey diyemesek de, zaman içinde farkına varmadan hayatımıza giren bazı faturaları da eklediğimizde, işin kötüye gittiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Örneğin yıllar önce internet, cep telefonu, TV faturaları ve bunların yüksek vergilerini ödemiyorduk. Artan enflasyon oranlarını da katarsak durum gerçekten ürkütücü bir hal alıyor. Tabi bu kadar borca girmiş bir toplumda çocukların da bu durumdan etkilenmediğini düşünmek saflık olurdu.

Ev ekonomisi söz konusu olduğunda, ebeveynlerin tutumlarının etkileri üzerine konuşursak; yaygın olarak gözlemlediğim iki ayrı hatalı ebeveyn tutumu var. Birinci gruptaki aileler, yaşadıkları ekonomik sorun her ne düzeyde olursa olsun bunu çocuklarına yansıtmamaya çalışıyorlar ve bununla da gurur duyuyorlar. Örneğin baba, artık kullanılamaz hale gelmiş 5 yıllık telefonu bir süre daha kullanabilmek için kapağını bantla tutturarak onarırken, çocuklarının -çalışan haldeki-modası geçen akıllı cep telefonunu yenilemekten kaçınmıyor. Anne, iş yerinde giymek için yeni gömlek alıp masraf yapmak yerine eski gömleğine tadilat yapıyorken, çocuklarına renkleri pantolonuna uyumlu olmadığı için -çok da ucuz olmayan- ikinci ayakkabı alıyor. Böyle yetişen çocuklar sürekli olarak kayıtsız şartsız biçimde ihtiyaçlarının karşılanmasını bekleyen, bu gerçekleşmediğinde çevresindekileri suçlayan ve sorumluluk almayan bireylere dönüşüyorlar.

İkinci grup aile de yine çocuklarının isteklerini gerçekleştiriyorken, sürekli olarak da bunları ne kadar zor şartlar altında yaptıklarını, bunu yaparken neler çektiklerini acıklı biçimde sürekli anlatıyor ve onlardan hayatın zorluklarının farkında olmalarını bekliyorlar. Bu gruptaki çocuklarda da genelde suçluluk duygusu hakim oluyor. Bu suçluluk duygusu da zaman zaman aileye veya çevreye karşı bir öfkeye dönüşebiliyor.

Peki, nasıl davranacağız?

  • Çocuğunuza sınırsız imkanlar sunmayın, belirli bir bütçe ayırın. Yaşı uygunsa haftalık harçlık verebilirsiniz, kendisi isteklerini bu harçlıklardan biriktirerek alabilir. Böylelikle para idaresini de öğrenecektir. Ayrıca bir şeye sahip olmak için verilen çabanın verdiği haz, o şeye kolaylıkla sahip olmanın verdiği hazdan daha fazladır. Kendi çabasıyla edindiği şey onu daha çok mutlu edecektir.
  • Bakkal ve markette çocuğunuz bir şey istediğinizde “paramız yok, alamayız” demeyin. Çünkü çocuk cüzdanınızdaki paraları veya kredi kartı kullanarak sürekli alış veriş yaptığınızı görecek, bu duruma anlam veremeyecektir. Paramız yok demek yerine “elimizdeki parayı daha önemli ihtiyaçlarımız (fatura, kira, gıda vb.) için ayırdım” gibi bir açıklama daha mantıklı/gerçekçi olacaktır.
  • Kendi ihtiyaçlarınızdan tasarruf ettiklerinizi çocuğunuzun lüks ihtiyaçlarına harcamayın. İsteklerini bütçeniz dahilinde karşılayın, fazla sayıda isteği olduğunda seçenek sunun, seçimi kendisi yapsın. Küçük yaşlarda her istekleri karşılanan çocuklar, yaşları büyüdüğünde de (haklı olarak) bunun devamını bekleyecekler, istekleri karşılanamayınca da sorunlar ortaya çıkacaktır.
  • Ekonomik sorunlarınızı sürekli olarak çocuğunuzun yanında konuşmayın, bu kendisini suçlu hissetmesine neden olabilir. Ancak yaşına uygun bir şekilde bütçenizin sınırlarını konuşabilirsiniz. Tabi sonrasında da tutarlı olmanız gerekli. Başta çocuklarının isteklerini geri çeviren, sonra da dayanamayıp bunları gerçekleştiren aileler, sürekli ısrar eden çocuklar yetiştirmektedir.
  • Çocuğunuzla ilgilenemediğinizdeki suçluluk duygusunu, O’na hediyeler alarak, her istediğine sahip olmasını sağlayarak gidermeye çalışmayın. Bu, çocukların duygusal gelişimini olumsuz etkiler, doyumsuz ve mutsuz bir çocuklar olmasına yol açar. En değerli şey zamandır, çocuğunuza zaman ayırın.

Unutmayın ki hayat adil değil, mutlaka çocuğunuz, kendi sahip olduklarından daha çoğuna ve daha azına sahip olan insanlar görecektir, tıpkı bizim gibi. Eşyalarla mutlu olan değil, yaşadıklarıyla mutlu olan çocuklar yetiştirmeye çalışın. En iyi yol da onlara model olmaktır.

 

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir